 | Yurdumun Güzel İnsanları: Ben sizleri dün sevmedim çünkü dün bitti. Ben sizleri bugün de sevmeyeceğim, çünkü bugün de bitecek. Ben sizleri yarın seveceğim, çünkü yarınlar hiç bitmeyecek. |
FAŞİSTLERİN, TAASSUB İÇİNDE OLANLARIN, İKİ YÜZLÜLERİN, NİYET OKUYUCULARIN, İFTİRACILARIN, HAZIMSIZLARIN, ARTNİYETLİLERİN BU SİTEYE GİRMESİ YASAKTIR... HEEE BU SİTE BENİM FİKİR VE DUYGU DÜNYAMA AİTTİR... ISMARLAMA KABUL EDİLMEZ...BU YÜZDEN BİR DE BEĞENMEYENLER GİRMESİN... "intifada, intifada, selam sana şanlı kavga, Koş anne koş yavrun yerde, al sancağı sıra sende.. KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL Kafkas kartalı diye anılan İmam Şamil, çarlık Rusya'sının düzenli ordularına karşı Kafkasya'nın bağımsızlığı için bir avuç fedakar ve sadık adamıyla uzun yıllar mücadele vermiş bir lider ve kahramandı Çarlık Rusya'sının her imkana sahip orduları karşısında, insan da dahil eksilen hiç bir-şeyi yerine koyamadığı için sonunda mağlup olmuş ve esir düşmüştü Fakat Rus çarı onu, cesaret ve kahramanlığına hayranlığından dolayı bir esir gibi değil bir misafir gibi karşılamıştı Üstelik sarayında Şeyh Şamil için bir de ziyafet düzenledi Yemek devam ederken, Çar kaba bir tarzda imam Şamil'in iştahlılığını iğnelemeye kalkıştı ve "Yahu bu adam beni de yiyecek" dedi Şeyh Şamil bu,sözün altında kalmadı Misafirini, iğnelemekten çekinmeyen bu kaba Rus'a tereddütsüz şu sözü söyledi: "Elhamdülillah biz Müslümanız, domuz eti yemeyiz"
BENİM KAVGAM Bana ırkımı sormayın kah beyazım kah sıyahım Bazen Türküm bazen Kürdüm benim dinim yeter bana Bazen Türküm bazen Kürdüm İslam dini yeter bana Sabret Kur' an rafta kalsın Camide imamlar sussun İsterse erkek kalmasin Bacılarım yeter bana İsterse erkek kalmasın Ayşelerim yeter bana Müslümanın çesitleri dervişleri entelleri Cenneti size bıraktım Şehit olmak yeter bana Müslümanin çesitleri dervişleri entelleri Cenneti size bıraktım benim kavgam yeter bana.
ADİL AVAZ

Seni de vururlar bir gün ey acı Uçuşup durduğun kanatlarından Sazın sözün türkülerin tükenir Ellerin koynunda kalakalırsın
Şakaklarına kar yağıyor bilesin ey acı Gül açan yüzlerimizde Göğeriyor rengin senin de
Biz seni Tâ eskilerden tanırız Hani göğüslerimize taş olur inerdin Avuçlarımızda hira dağıydın
Al atların tan yerine ayarlanmış yelelerinde Akdeniz rüzgarlarına karışan sendin
Biliyorum Hiçbir tarih yazmayacak Ve bir sır gibi kalacak yakılan kitaplarda Göbek bağı anasından henüz çözülmemiş bebelerimize Mitralyözlerin washingtondan ayarlandığını
Seni de yakarlar bir gün ey acı Bir taptuk kul gözlerinden vurursa Parmakların eğri ağaç tutamaz Çığlıkların çağlar aşar duymazsın
Ve ben biliyorum Örümceği, mağarayı, güvercini, asâyı
Ve İbrahimin baltasını Ben biliyorum
Nereden başladı bu kesik dans Ve bu dansa karşı afyonlanmış hecin yüzlü İnsanlar kim?
Kim kimin yanında Kim kimin karşısında
Meclis kürsüsünden konuşan bu adam kim
Üsküdar kız lisesinde okuyan genç kız Çantasında kimin fotoğrafını taşıyor
Kadıköy vapurunda sigara tüttüren delikanlılar Neden gülüyorlar ki
Seni de vururlar bir gün ey acı Filistinde sapan taşlı çocuklar Dalın, kolun, fidelerin, budanır Kuru bir kütükle kalakalırsın
Öyle bakmayın balkonlarınızdan Fırat nehri ayrılık çıbanına tutuldu, Damarlarımızı yırtıyor Tuna nehri, onulmaz boşnak sızıları Pompalıyor yüreğime
Pilevne türküleri ağıtlara dönüşürken, Çeçenyada yiğitler İnancın, emeğin ve aşkın Kılcal damarlarına ulanıp sustular Ve ne Bağdattan Ne Şamdan Ne Mekkeden Ne Diyarıbekirden Ne istanbuldan Ne Buharadan Bunca telefon direğine rağmen kimse kimseyi Duymuyor
Seni de vururlar bir gün ey acı Halepçede soldurulmuş gül gibi Bu sevdaya düşsen sen de yanarsın Suskun, sıcak, uzun yaz geceleri
Ve siz Ey analar, Siz, gecelerinizi böler çocuklarınıza ninniler Söylerdiniz
Hani siz, fatihler doğururdunuz
Gelin-kızların giysileri kirletildi Çocuklar hep yetim kalıyor
"Elem yecidke yetimen feava"
Ve ben biliyorum Ben biliyorum İstanbulun Bağdatın Diyarıbekirin Mekkenin Birbirine nasıl bağlandığını, nasıl çözüldüğünü sonra Ey insan Ey insanlık Ayağa kalk
Kolları ve bacakları budanmış delikanlıları Boyunları gövdesinden ayrılmış insanları Gözleri uyur gibi kapanmış, kan pıhtıları içindeki bu Çocukları
Gelişmiş laboratuarlarınızda dikkatle inceleyin Ve bir gün Bu dünya Gül bahçesine dönecek Bunu böylece bilin ve Unutmayın
Adil Avaz
ZALİMLER İÇİN YAŞASIN CEHENNEM.. |
SOYTARI KRAL SİZE BIRAKTIM Bana Mevlana´yı, Yunus´u verin Mecnun´u, Leyla´yı size bıraktım Kırk yıldır susuzum, bir tas su verin Irmağı, deryayı size bıraktım
Talipli değilim şöhrete, şana, Makamı, rütbeyi yük etmem cana Dostluk, sevgi, şefkat yetişir bana, Dövüşü, kavgayı size bıraktım.
Zaman yoktur ekip, biçip, sürmeme Ham topraktan haram mahsul dermeme Bir tek gönül kâfi gelir girmeme Konağı, sarayı size bıraktım.
Çokta değil, hakta buldum huzuru, İstediğim alınteri, göznuru Benliği, kibiri, iğrenç gururu Faizi, bankayı size bıraktım.
Hiç biriniz telaş etmesin boşa Doyacak gözünüz toprağa, taşa.. Beni inancımla koyun başbaşa.. Topyekün dünyayı size bıraktım Abdurrahim Karakoç
| RÖPORTAJ (BÖYÜKLER BİLİR) Yalan-dolan ile devran sürmeyi Biz ne bilek beğim, böyükler bilir. Milletin başına çorap örmeyi Biz ne bilek beğim, böyükler bilir. * Rüşvet vermek, rüşvet almak nasıl şey Hazineden para çalmak nasıl şey Terlemeden zengin olmak nasıl şey Biz ne bilek beğim, böyükler bilir. * Erken palazlanıp erken ötmeyi Değirmenler kurup baş öğütmeyi Hele meydan meydan adam gütmeyi Biz ne bilek beğim, böyükler bilir. * Anlamayız kopya nedir, asıl ne Perde, sahne, solo, koro, fasıl ne Deyyuslukta erkân nedir, usul ne Biz ne bilek beğim, böyükler bilir. * Viski, votka çekip keyif çatmayı Dansöz kucağında stres atmayı Milleti bölmeyi, vatan satmayı Biz ne bilek beğim, böyükler bilir. - Kaç tür hokkabazlık, kâhinlik varsa Kaç şeytanlık varsa, kaç cinlik varsa Dünyada ne puştluk, ne hinlik varsa Biz ne bilek beğim, böyükler bilir. - Namussuzluk yapın derler.. yaparız El uzatır öpün derler.. öperiz Put gösterir tapın derler.. taparız Biz ne bilek beğim, böyükler bilir. - Seyrettikçe ana-baba filmini Hissederiz baskısını, zulmünü Lisansüstü maskaralık ilmini Biz ne bilek beğim, böyükler bilir. - Âdettir gerekmez mâluma ilâm Taklide günaydın, asıla selâm Ne ki hınzırlık var hâsılıkelâm Biz ne bilek beğim, böyükler bilir. ***** ŞAİR: ABDURRAHİM KARAKOÇ | BEBEĞE ÇAĞRI Soyguncu soysun da, vurguncu vursun Sen ana karnında boşa durursun Doksan günde çık gel, dokuz ay dursun * Doğmaya gayret et, doğmaya bebek Sonra geç kalırsın yağmaya bebek. * Üçkağıtçı düzen geçip gitmeden Her ocakta üç- beş baykuş ötmeden Çabuk ' Devlet malı deniz' bitmeden * Doğmaya gayret et, doğmaya bebek Sonra geç kalırsın yağmaya bebek * Makam armağandır, koltuk hediye Muhkem ilamlar var ' rüşvet ye' diye Ne diye beklersin söyle ne diye? * Doğmaya gayret et doğmaya bebek Sonra geç kalırsın yağmaya bebek * Göz kırpınca sıfırı çok sayılar Zirveye tırmandı topal ayılar Yağcı yeğen arar haydut dayılar * Doğmaya gayret et doğmaya bebek Sonra geç kalırsın yağmaya bebek. * Artık banka soymak basit eğlence Günde milyar hiçtir ' yurtsever genç' e(!) Dünyaya duhül et, gel biraz önce * Doğmaya gayret et doğmaya bebek Sonra geç kalırsın yağmaya bebek * Tez çık, haram süt bul, beleş kundak bul Yalancılık mübah, yüzsüzlük makbul Hukuksal açıdan bir ' olanak' bul * Doğmaya gayret et doğmaya bebek Sonra geç kalırsın yağmaya bebek * Adi ekranlarda iğrenç yüzü gör Halkı tiksindiren bir kof dizi gör Önce onları gör, sonra bizi gör * Doğmaya gayret et doğmaya bebek Sonra geç kalırsın yağmaya bebek ***** ŞAİR: ABDURRAHİM KARAKOÇ |
İNSANLIK ÖLDÜ insanlık öldü diyorum öldü çoktandır ne ölüm döşeĝi gördü ne eceliyle öldü birkaç insafsızın darbeleriyle yıkılmış yerlere bir gece yarısı bilmem hangi sokaĝın köşelerinde
nasıl ölür diyorsunuz o kocaman yiĝit, o erdem, o insanlık binlerce can taşıyor olmalıydı içinde güleç yüzü solmamalıydı
bilen, bilmeyen herbirimiz kuyruklu yıldızlara taş çıkartan kuyruklu yalanlarımızla öldürdük onu ihanetle, bencillikle, hiçlikle herkes bir parçasına musallat oldu ve yavaş yavaş eritip bitirdi onu
şimdi böyle mahzun, böyle sitemkar bir biz hissedeceĝiz onun yokluĝunu beride sulugözlü bir yıĝın insan soĝan kaynaklı gözyaşlarıyla hüngür hüngür aĝlayıp rol kesecekler. Mesut YEKTA

Nihayet insanlık öldü. Nihayet insanlık öldü. Haber aldığımıza göre,uzun zamandır amansız bir hastalıkla pençeleşen insanlık,dün hayata gözlerini yummuştur. Bazı arkadaşlarımız önce bu habere inanmak istememişler ve uzun süre,’yahu insanlık öldü mü?’ diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır. Bu nedenle gazetelerinde,’insanlık öldü mü?’ ya da ‘insanlık ölür mü?’ biçiminde büyük başlıklar yayımlamakta yetinmişlerdir. Fakat acı haber kısa zamanda yayılmış ve gazetelere telefonlar,telgraflar yağmıştır;herkes,insanlığın son durumunu öğrenmek istemiştir. Bazıları bu haberi bir kelime oyunu sanmışlarsada,yapılan araştırmalar bu acı gerçeğin doğru lduğunu göstermiştir. Evet,insanlık artık aramızda yok. İnsanlıktan uzun süredir ümidini kesenler,ya da hayatlarında insanlığın hiç farkında olmayanlar bu haberi yadırgamamışlardır. Fakat,insanlık aleminin bu büyük kaybı,birçok yürekte derin yaralar açmış ve onları ürkütücü bir karanlığa sürüklemiştir;o kadar ki,bazıları artık insanlık olmadığına göre bir alemden de söz edilemeyeceğini ileri sürmeğe başlamışlardır.
Bize göre,böyle geniş yorumlarda bulunmak için vakit henüz erkendir. İnsanlık artık aramızda dolaşmasa bile,hatırası gönüllerde her zaman yaşayacak ve çocuklarımız bizden,bir zamanlar insanlığın olduğunu,bizim gibi nefes alıp ıztırap öektiğini öğreneceklerdir. İnsanlığın güzel ve çekingen yüzünü ben de görür gibi oluyorum. Zavallı insanlık kendini belli etmeden sokaklarda dolaşır ve insanlık için bir şeyler yapmaya çalışanları sevgiyle izlerdi. Bugün için insanlık ölmüşse de,onun ilkeleri akıllara durgunluk verecek bir canlılıkla aramızda yaşamaya devam edecektir. İnsanlıktan paylarını alamayanlar için zaten bir ölüydü;onun bu kadar uzun yaşamasına şaşılıyordu. Yıllarca önce küçük bir kasabada dünyaya gelen insanlık,dünya savaşlarından birinde,çok rutubetli bir siperde göğsünü üşütmüş ve aylarca hasta yatmıştı. Bu olaydan sonra,hastalığın izlerini bütün ömrünce ciğerlerinde taşıyan insanlık,önce ki gece sabah karşı nefes alamaz olmuş ve gösterilen bütün çabalara rağmen gün ağarırken doktorlar,insanlıktan ümitlerini kesmek zorunda kalmışlardır. Doğru dürüst bir tahsil göremeyen ve kendi kendini yetiştiren insanlık hiç evlenmemişti. Küçük yaşta öksüz kalan insanlığa,doğru dürüst bir mirasta kalmamıştı;bu yüzden sıkıntılarla geçen hayatı boyunca insanlık,başkalarının yardımıyla geçinmeğe çalışmıştı. İnsanlığın ölümüyle ülkemiz,boşluğu doldurulması mümkün olmayan bir değerini kaybetmiştir. Gazetemiz,insanlığın yakınlarına baş sağlığı ve sonsuz sabırlar diler. Not: merhumun cenazesi,önce,uzun yıllar yaşamış olduğu hürriyet caddesinden geçirilecek ve ölümüne kadar içinde barındığı ümit apartımanı bodrum katında yapılacak kısa ve sade törenden sonra toprağa verilecektir. Oguz Atay - Tehlikeli Oyunlar
TARAFIMDAN YAPILAN SİTELER: www.ailebirligim.com http://bayrampasa.meb.gov.tr http://www.ataturkioo.meb.k12.tr http://www.ataturkioo.com http://www.ataturketut.com www.mucosamil.com www.fatih-burak.com www.lodosturizm.com www.ferhaterisir.com www.centrumkbb.com www.iliremlak.com www.barfed.biz www.pinarhisarmem.com www.doganehliyet.net
|